Asya kökenli kaplan sivrisineğinin (Aedes albopictus) Avrupa ülkelerinde yayılması, dang humması, chikungunya ve Zika virüsü gibi tropikal bulaşıcı hastalıkların yerel düzeyde ortaya çıkma riskini artırıyor. İklim değişikliği nedeniyle sıcaklıkların yükselmesi ve uluslararası seyahatlerin artmasıyla birlikte Avrupa ülkeleri bu böceklerin sayısını daha yakından takip ediyor, epidemiyolojik gözetim sistemlerini geliştiriyor ve bulaşıcı hastalıkların yayılmasına karşı hazırlık yapıyor. Bu konuda «Euronews» haber veriyor.
Bu tür önlemlerden biri Portekiz’de hayata geçirildi. Eylül ayında Lizbon’da 30 bin steril erkek kaplan sivrisineği doğal ortama salındı. Bu yöntem ikinci kez uygulanıyor. Işınlama yoluyla kısırlaştırılan erkek sivrisinekler dişilerle çiftleşebiliyor ancak yavru oluşmuyor. Bu yöntem, böceklerin sayısını azaltmayı amaçlıyor.
Sivrisineklerin Yayılmasından Yerel Enfeksiyonların Ortaya Çıkmasına
Güneydoğu Asya kökenli kaplan sivrisineğinin 1990’lı yıllarda kullanılmış otomobil lastikleri aracılığıyla İtalya’ya ulaştığı tahmin ediliyor. Daha sonra Fransa, İspanya, Almanya, İsviçre ve Avrupa’nın diğer ülkelerine yayıldı.
Temel tehlike yalnızca sivrisineğin yaşam alanının genişlemesiyle sınırlı değil; bulaşıcı hastalıkların yerel düzeyde bulaşma ihtimali de önemli bir risk oluşturuyor. Bu hastalıkların yaygın olduğu bölgelerden gelen yolcular virüsleri beraberlerinde getirebilir. Yerel bir sivrisinek enfekte bir kişiyi ısırdığında virüsü taşıyıcı hâle gelebilir ve başka insanlara bulaştırabilir.
İzleme ve Önleme Tedbirleri
Avrupalı uzmanlara göre, belirli bir bölgede yerleşmiş sivrisinek popülasyonlarını tamamen ortadan kaldırmak son derece zor. Bu nedenle temel yaklaşım, birden fazla yöntemin birlikte uygulanmasına dayanıyor. Bu yöntemler arasında sivrisinek sayısının izlenmesi, bulaşıcı hastalıkların erken tespit edilmesi ve sağlık kuruluşlarının hazırlık düzeyinin artırılması yer alıyor.
Bu çalışmalarda halkın katılımı da büyük önem taşıyor. Örneğin Mosquito Alert mobil uygulaması, bölge sakinlerinin kaplan sivrisineğinin yeni alanlarda ortaya çıktığını bildirmesine olanak sağlıyor. Bu tür bilgiler, böceklerin yayılma alanındaki değişikliklerin takip edilmesine yardımcı oluyor.
Çevresel epidemiyolog Jan Semenza’nın değerlendirmesine göre, sivrisinekler her yıl yaklaşık 60 kilometre kuzeye doğru yayılıyor. Bulaşıcı hastalıkların görüldüğü bölgelerin sınırları ise çok daha hızlı genişliyor.
Ek izleme yöntemlerinden biri de atık suların analiz edilmesi. Avrupa Birliği Sağlık Acil Durumlarına Hazırlık ve Müdahale Kurumu (HERA) desteğiyle yürütülen bu izleme çalışması, hastalanan kişiler tıbbi yardım almak için başvurmadan önce virüslerin yayılma belirtilerinin tespit edilmesini mümkün kılıyor.
HERA, yeni teşhis yöntemlerinin geliştirilmesi için 10 milyon avro kaynak ayırıyor. Kurum ayrıca virüslere karşı ilaçların ve aşıların geliştirilmesine yönelik bilimsel araştırmaları da destekliyor.
Diğer yöntemler arasında sivrisineklerin virüsleri bulaştırma kapasitesini azaltmak amacıyla kullanılan Wolbachia bakterisi de bulunuyor. Bununla birlikte uzmanlar, tek başına hiçbir yöntemin bu sorunu tamamen çözemeyeceğini vurguluyor.
Kaplan sivrisineğinin yayılma alanının genişlemesi, Avrupa ülkelerinin yalnızca bu böceklerle mücadele etmesini değil, aynı zamanda sağlık sistemlerinin kapsamlı biçimde hazırlıklı olmasını da gerektiriyor. Sivrisinek popülasyonunun izlenmesi, bulaşıcı hastalıkların erken teşhisi, ilaçlara erişimin sağlanması ve halk arasında bilinçlendirme çalışmalarının yürütülmesi, önleyici tedbirlerin birbiriyle bağlantılı temel alanlarını oluşturuyor. Böylece daha önce esas olarak tropikal bölgelere özgü kabul edilen bulaşıcı hastalıklar, Avrupa sağlık sistemleri için de önemli bir sorun hâline geliyor.









Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.