Bir asır yaşamak, ömrün uzunluğundan öte, nesillerin hafızasında kalan anlamlı bir yaşamın ifadesidir. Aile ocağının sıcaklığı, evin bereketi ve nuru, her şeyden önce anne sevgisiyle bağlantılıdır. Yaşlı kişilerin varlığı eve huzur, barış ve bolluk getirir. Bu nedenle halkımızda uzun ömürlü yaşlılara ayrı bir saygı duyulur, onların hayır duasını almak büyük bir saadet kabul edilir. Halk arasında "İyiyi görmek — sevaptır" anlayışı vardır. Bir asırlık ömrü geride bırakan, yüzünde hayatın yıllarının nurunu taşıyan bir annenin yanında olmak, onun yaşam deneyimini dinlemek ve iyi dileklerini almak son derece güzel bir duygudur. Bir asır yaşamak pek çok insanın hayaliyse, böyle yaşlılara saygı göstermek Türkmen halkının asil geleneklerinden biridir. Türkmenlerde yeni dünyaya gelen bebeği ve yüz yaşına ulaşmış yaşlıyı alna koymak gibi bir adet bulunmaktadır. Bu gelenek, insan ömrünün başlangıcına ve devamlılığına duyulan derin saygının bir simgesi olarak nesilden nesile aktarılmaktadır. Kahraman Arkadagımız "Enä tagzym — mukaddeslige tagzym" (Anneye Saygı — Kutsallığa Saygı) adlı kitabında annenin ailedeki rolüne yüksek değer vererek, "Anne ömrün pınarıdır, ocakların temelidir, ailenin sütunudur" diye belirtmektedir. Gerçekten de annenin sevgisinin sindiği evde birlik, rızık-bereket ve huzurun hüküm sürdüğünü yaşam tecrübesi de göstermektedir. Böyle şefkatli annelerden biri de Hojambaz ilçesinin Beşir kasabasının Boroshly köyünde yaşayan Akja Durdyyewa'dır. Yakın zamanda 100 yaşını dolduran Akja ana, bir asırlık ömründe hayatın çeşitli evrelerinden geçerek halkımızın asil geleneklerine, aile değerlerine ve nesillerin terbiyesine büyük bir hürmet göstermiştir. Bir asırlık ömür, sadece yılların hesabı değildir. O, nesillerin hatıraları, yaşam tecrübesi, güzel dilekler ve annenin hayır duasına sinen kutsallıktır. Böyle yaşlılara saygı göstermek, onların yaşam yolundan örnek almak ve değerli öğütlerini genç nesillere aktarmak halkımızın kadimden gelen yüce geleneklerinden biridir.