Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) İcra Direktörü Ana Claudia Rossbach, şehirleri geliştirirken iklim değişikliği ve halkın konut ihtiyacının birlikte ele alınmasının önemini vurguladı. Ona göre, modern şehirler sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uygun olarak yeniden planlanmalı.

CGTN kanalına verdiği röportajda konuşan Rossbach, günümüzde küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70'inin şehirlerden kaynaklandığını, bu emisyonların yüzde 40'a yakın kısmının ise binalar ve inşaat sektörüyle ilgili olduğunu belirtti.

BM yetkilisi, şehirlerin yalnızca en çok enerji tüketen yerler olmakla kalmayıp, iklim değişikliğinin etkilerini ilk hisseden bölgeler olduğunun altını çizdi. Ona göre aşırı sıcaklıklar halk sağlığını, yaşam standartlarını ve sosyal eşitliği doğrudan etkiliyor.

Rossbach, şehir içi sıcaklık dağılımının da dengesiz olduğuna dikkat çekti. Örneğin, Brezilya'nın Rio de Janeiro şehrindeki bazı resmi olmayan yerleşim bölgelerinde hava sıcaklığı şehrin diğer bölümlerine kıyasla 8 dereceye kadar daha yüksek olabiliyor. Bu durum, şehirlerde ekolojik sorunlarla birlikte sosyal eşitsizliğin de bulunduğunu gösteriyor.

UN-Habitat programının başkanı, şehirlerin sonsuz büyümesi yerine daha bilinçli ve dengeli inşaat ilkelerine geçilmesi gerektiğini belirtti. Ona göre konut inşaatı, yeşil alanların ve su kaynaklarının korunmasıyla uyumlu bir şekilde yürütülmeli.

Ayrıca kendisi, günümüzde çevre dostu inşaat için gerekli teknolojilerin mevcut olduğunu ancak bunların yaygınlaşması için başlangıç maliyetleri ile erişilebilirlik arasındaki farkın azaltılmasının önem taşıdığını vurguladı. Bunun için devlet politikaları, yenilikçi finansal araçlar ve özel sektörün aktif katılımı gerekmektedir.

BM verilerine göre, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 70'ine yakını şehirlerde yaşayacak. Günümüzde ise 1 milyardan fazla insan, yaşam koşulları yetersiz olan resmi olmayan yerleşim yerlerinde ikamet ediyor.

UN-Habitat uzun yıllardır şehirlerin sürdürülebilir kalkınmasını savunmaktadır. Organizasyonun belirttiğine göre, iklim değişikliğiyle ilgili mevcut durum, şehirleri daha kompakt, ekolojik açıdan temiz ve tüm nüfus kesimleri için uygun bir biçimde geliştirmenin ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.