
2026 Şampiyonlar Ligi'nin ilk çeyrek finalleri skor anlamında çok büyük farklara sahne olmasa da sürprizler bakımından oldukça zengindi. Ana sonuç şu: Barcelona ve Real Madrid, oldukça zor koşullar altında "takipçi" rolüne düştüler.
"Atlético - Barcelona" (2:0) eşleşmesinde, Katalanların turu geçme şansı %25'e geriledi. Tarih de "Blaugrana"nın aleyhine işliyor: Şampiyonlar Ligi tarihinde sadece Manchester United (2019'da) sahasında iki veya daha fazla farkla yenildikten sonra geri dönmeyi başarmıştı. Yine de analistler, Barça'yı geride olan takımlar arasında geri dönüşe en yakın aday olarak görüyor; zira ilk maçtaki Cubarsí kartı pek çok "ya olmasaydı" sorusunu açıkta bıraktı.
"Liverpool - PSG" (0:2) eşleşmesinde İngilizlerin durumu daha da vahim; başarı şansları sadece %19. Safonov’un Paris’teki devleşen performansı ve Kvaratskhelia’nın gollerinden sonra "Anfield büyüsü" bile uzmanları ikna etmeye yetmiyor.
En kritik durum ise Real Madrid cephesinde (%16'ya karşı Bayern'in %84 şansı var). Madrid ekibi sahasında kaybetti (1:2), Münih ekibi ise tarihinde deplasmanda ilk maçı kazandığı 31 eşleşmenin 30'unda turu geçmeyi başardı.
Peki neden 0:2'lik skora rağmen Barça geri dönüş olasılığında %25 ile "lider" konumunda? Cevap psikoloji ve kadro kalitesinde saklı. Paris'te tamamen çaresiz görünen Liverpool'un aksine, Barça kırmızı karta kadar oyunu domine ediyordu ve net pozisyonlar yakalamıştı. Eğer Flick hatalardan ders çıkarırsa ve Marcus Rashford şanslarının en az yarısını gole çevirirse, Atlético savunması sarsılabilir.
Ancak genel tablo devler için endişe verici. Arsenal ve Bayern Münih şu an finalin en güçlü iki adayı gibi görünüyor. Atlético ise favoriler sıralamasında sondan dördüncü sıraya yükselerek en sert sıçramayı yaptı. Eski favoriler döneminin batışına ve Avrupa futbolunda yeni bir hiyerarşinin oluşumuna tanıklık ediyoruz.
Bilgi: Venera Kravchenko, Yazar Bloğu
Keywords