Türkmenistan'ın kuzeybatısında, Garabogaz Körfezi'nin kuzeyindeki kurak yükseltilerde, Orta Asya'nın en dikkat çekici hidrolik mühendislik anıtlarından biri olan «Döwletli-Çok» kompleksi yer almaktadır. Uçsuz bucaksız çölün ortasında bulunan taşla güçlendirilmiş yüzlerce antik kuyu ve bunların yanındaki taş su yalakları, bu bölgenin eski çağlarda büyük önem taşıdığını göstermektedir.

Araştırmacılara göre bazı alanlarda oldukça küçük bir bölgede 50–60'a kadar kuyu bulunmaktadır. Aynı yerde böylesine çok sayıda kuyunun bulunması nedeniyle bölge halk arasında «Döwletli-Çok», yani «Zengin Yer» veya «Kuyular Krallığı» olarak adlandırılmıştır.

İlk bakışta aynı alanda bu kadar çok kuyunun kazılmış olması şaşırtıcı gelebilir. Ancak bu durum, antik mühendislerin geliştirdiği akıllıca bir çözümdü. Karakum Çölü'nde tatlı su genellikle tuzlu yeraltı suyu katmanlarının üzerinde ince bir tabaka halinde bulunur. Derin ve geniş bir kuyu kazıldığında tatlı su tuzlu suyla karışarak içilemez hale gelir. Bu nedenle eski çobanlar ve kervan yollarını inşa eden ustalar çok sayıda sığ kuyu açarak tatlı suyu yalnızca su tabakasının üst kısmından toplamışlardır.

Kompleksteki her kuyu, geleneksel mimarinin seçkin bir örneği olarak kabul edilmektedir. Kuyuların duvarları, yerel kireç taşı ve düz taş levhalarla hiçbir harç kullanılmadan örülmüştür. Taşların hassas şekilde yerleştirilmesi ve toprağın doğal basıncı sayesinde bu yapılar yüzyıllar boyunca ayakta kalmayı başarmıştır.

Tarihî kaynaklara göre, antik çağlarda ve Orta Çağ'da «Döwletli-Çok» önemli geçiş noktalarından biri olarak hizmet vermiştir. Büyük İpek Yolu'nun Hazar Denizi kıyılarını, Harezm'i ve Mangışlak bozkırlarını birbirine bağlayan kollarından biri doğrudan bu bölgeden geçmiştir. Bu nokta, binlerce deve ve attan oluşan kervanların ve büyük sürülerin su ihtiyacını karşılamıştır.

Günümüzde «Döwletli-Çok» yalnızca eski tarihin sessiz bir tanığı değil, aynı zamanda su kaynaklarının verimli kullanım kültürünü yansıtan eşsiz bir anıt olarak da kabul edilmektedir. Suyun altın kadar değerli olduğu çöl koşullarında antik ustalar, çağlarının çok ötesinde, doğaya uyumlu ve bağımsız bir su temin sistemi kurmayı başarmışlardır.