Hapşırma, burun mukozasının tahriş olmasıyla ortaya çıkan doğal bir savunma refleksidir. Burun boşluğundaki toz parçacıklarının, çeşitli tahriş edici maddelerin ve diğer küçük parçacıkların dışarı atılmasına yardımcı olur.
Hapşırma başlamadan önce burun mukozasındaki duyusal sinir uçları tahriş edici etkenleri algılar ve beyne sinyal gönderir. Beyin de solunum kaslarının, göğüs kafesinin ve boğaz çevresindeki kasların koordineli hareket etmesini sağlar. Bunun sonucunda hava, güçlü bir şekilde burundan ve bazen de ağızdan dışarı çıkar.
Hapşırma sırasında havayla birlikte küçük damlacıklar da yayılabilir. Bu nedenle hapşırırken ağız ve burnun tek kullanımlık bir mendille kapatılması, mendil bulunmadığında ise dirseğin iç kısmına hapşırılması önerilir. Kullanılmış mendilin çöpe atılması ve ellerin yıkanması da bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini azaltmaya yardımcı olur.
Neden aydınlık bir ortama çıktığımızda hapşırırız?
Bazı insanlar karanlık bir ortamdan parlak güneş ışığına çıktıklarında veya güçlü bir ışık kaynağına baktıklarında art arda hapşırırlar. Bu durum, ışığa bağlı hapşırma refleksi olarak adlandırılır. Herkeste görülmez ve çoğunlukla kalıtsal bir özellikle ilişkilidir.
Parlak ışığın görme sistemi aracılığıyla sinir sistemi üzerinde oluşturduğu etki, hapşırma refleksini tetikleyebilir. Bununla birlikte, bu olayın kesin mekanizması henüz tam olarak açıklığa kavuşturulmamıştır.
Bazı kaynaklarda, insanların yaklaşık yüzde 15–25’inde ışığa bağlı hapşırma refleksinin görüldüğü belirtilmektedir. Ancak bu oran, araştırmalarda kullanılan yöntemlere ve incelenen insan gruplarına göre değişebilir.
Hapşırma, genellikle vücudun normal bir savunma tepkisidir. Ancak sık sık tekrarlanıyor ve burun akıntısı, kaşıntı veya gözlerde sulanmayla birlikte görülüyorsa bunun nedeni alerji ya da başka tahriş edici etkenler olabilir.







Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.