
Köytendağ denilince, ülkemizin kendine has eşsiz güzelliği ve mucizeleriyle görenleri hayran bırakan köşesi gözümüzde canlanır. Sadece Türkmenistan’ın değil, dünya gezginlerinin de ilgisini çeken dinozor ayak izlerinin bulunduğu yüksek düzlük, gizemli mağaralar, Daraydere, Tutlıdere, Umbardere, Kırkkız gibi dağ dereleri, kör balıkların yaşadığı yer altı gölü, Arnap (Hünnap) ormanı ve ülkemizin en yüksek noktası olan Ayribaba zirvesi doğanın sunduğu harika armağanlardır.
Köytendağ’ın en ilginç yerlerinden biri, Garlık kasabasının güneyinde bulunan ve halk arasında “Kaynarbaba” adıyla bilinen “Hocakaynar” çeşmesidir. Yaklaşık 40 metre uzunluğunda, 30 metre genişliğinde ve yer yer 3 metre derinliğinde olan bu çeşmeye bazen göl de denilmektedir. Birbirinden farklı iki kaynağın birleşmesiyle oluşan bu çeşme, şifalı olduğuna inanıldığı için kutsal kabul edilir. Kaynaklardan biri berraklığıyla, diğeri ise kükürtlü hidrojen yoğunluğu nedeniyle bulanık beyaz rengiyle öne çıkar. Yerel halk bunları “ak su” ve “gök su” olarak adlandırır. Suyun kaynıyormuş gibi fokurdayarak çıkması, buraya “Kaynarbaba” isminin verilmesine neden olmuştur.
Türkmen halkının Milli Lideri Kahraman Arkadağımız “Türkmenistan – Büyük İpek Yolu’nun Kalbi” kitabında bu çeşme hakkında şöyle yazar: “İyileştirici özellikleri bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Yerden fışkıran su köpürüyor, sanki «kaynıyor» gibi; muhtemelen bu durum buraya «Kaynarbaba» denilmesine esas teşkil etmiştir.” Ünlü bilim insanı Soltanşa Atanıyazov da “Hoca” kelimesinin burada “kutsal” anlamında kullanıldığını, “kaynar” sözünün ise suyun çıkış şeklini ifade ettiğini belirtmiştir.
Bilimsel araştırmalar, Kaynarbaba çeşmesinin deri, sinir ve sindirim sistemi hastalıklarına iyi geldiğini doğrulamaktadır. Su sıcaklığının her mevsim 22 derece civarında olması önemli bir özelliğidir.
Çeşmenin bir diğer şaşırtıcı yanı, herhangi bir akarsu bağlantısı olmamasına rağmen içinde balıkların yaşamasıdır. Bilim insanları, su kuşlarının gövdesine yapışan balık yumurtalarının buraya taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde durmaktadır. Balıklar insanlardan kaçmazlar, çünkü kutsal sayılan bu yerde balık avlamak yasaktır. Göl içerisinde Jura devrinden kalma yumuşakçalar ve omurgasız canlılar da bulunur. Bu nedenle bilim insanları burayı “canlı bir müze” olarak tanımlarlar. Ayrıca burada “Garlık dadrani” denilen ve dünyada sadece bu çeşmede bulunan 3-4 santimetrelik endemik kabuklular yaşamaktadır.
Keywords