
Hürmetli Cumhurbaşkanımız Serdar Berdimuhamedov’un bilge liderliğinde başarıyla hayata geçirilen siyasetin neticesinde, ülkemizin dünya siyasi-ekonomik alanındaki konumu her geçen gün güçlenmekte, dünya ülkeleri ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği ilişkileri aktifleştirilmektedir.
Türkmen halkının Millî Lideri, Türkmenistan Halk Meslahatı Başkanı Gurbanguly Berdimuhamedov, ABD ziyareti kapsamında milyonlarca izleyicisi bulunan “Al-Arabiya” televizyonunun baş sunucusu Rizwan Khan’ın sorularını yanıtladı.
Kahraman Arkadağımız, Amerika Birleşik Devletleri’ne gerçekleştirdiği ziyaretin temel amaçları, ikili iş birliğinin mevcut durumu ve geliştirilme imkânları ile ülkemizin iç ve dış siyasetinin öncelikli yönleri hakkında Türkmenistan’ın görüşlerini dile getirdi.
Kahraman Arkadağımızın meşhur televizyon kanalının baş sunucusuyla gerçekleştirdiği söyleşi, dünya kamuoyunun ülkemize olan devasa ilgisinin, ülkemizin ortaya koyduğu girişimlerin taşıdığı büyük önemin ve ülkemizin uluslararası itibarının her geçen gün daha da yükseldiğinin açık bir kanıtıdır.
1. Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığınız ziyaretin temel amaçları nelerdir?
— Sizinle Ramazan ayının başında buluşmaktan memnuniyet duyuyorum; ayrıca tüm insanlığın huzuru, barışı, sakin ve mutlu bir hayat sürmesi için edilen dua ve dileklerin kabul olmasını dilerim. Öncelikle, bu ziyaretin üst düzeyde organize edilmesi, gösterilen misafirperverlik ve ziyaretin zengin içerikli programı için Amerikalı ortaklarımıza teşekkürlerimi iletmek isterim.
Türkmenistan ile Amerika Birleşik Devletleri arasında geleneksel hale gelen dostane, verimli ve karşılıklı yarara dayalı ilişkilerin kararlı bir şekilde geliştirildiğini özellikle belirtmek isterim. Bu ilişkiler siyaset, ekonomi, kültür, eğitim, bilim ve spor gibi temel alanların neredeyse tamamını kapsamaktadır. İş birliği olanakları ve geleceği hakkında fikir alışverişinde bulunmaya, ortak faaliyetlerin daha da pekiştirilmesine büyük önem veriyoruz.
Biz bugün açılan gerçek fırsatları görüyoruz ve tüm yönlerde verimli diyaloğa her zaman hazırız. Bu yaklaşım, Türkmen-Amerikan iş birliğinin öncelikli yönleri konusunda karşılıklı anlayış birliğinden kaynaklanmaktadır.
İkili siyasi ilişkilerin ulaştığı seviyeyi ve mevcut durumu takdirle karşılıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri, ülkemizin bağımsızlığını tanıyan ve diplomatik ilişkiler kuran dünyanın ilk devletlerinden biri olmuştur. ABD’nin Türkmenistan’ın kalıcı tarafsızlığına olan saygılı ve iyi niyetli yaklaşımı değişmezliğini korumaktadır.
Amerika, Türkmenistan’ın önemli ticari ve ekonomik ortaklarından biridir. Bu alanda da çok büyük tecrübeler birikmiş ve somut sonuçlar elde edilmiştir. İş birliğimiz istikrarlı bir şekilde büyümekte, karşılıklı ticaret hacminin artış hızı yükselmektedir.
Genel olarak ifade etmek gerekirse, Amerika Birleşik Devletleri’ne gerçekleştirilen bu ziyaretin, uzun vadeli geleceğe yönelik çok yönlü iş birliğinin daha da gelişmesine büyük ivme kazandıracağına inanıyoruz.
2. Ülkenizin enerji kaynakları da dahil olmak üzere zengin doğal kaynaklara sahip olduğunu biliyoruz. Bu alanda Türkmenistan’ın stratejisi nedir?
— Haklısınız, Türkmenistan gerçekten de devasa hidrokarbon kaynak rezervlerine sahip bir devlettir. Öyle ki, keşfedilen ve onaylanan doğal gaz miktarı bakımından dünyada dördüncü sırada yer alıyoruz.
Türkmenistan, günümüz jeoekonomik şartlarında bu durumun önemini daha da iyi kavrayarak, enerji stratejisini uluslararası pazarda da çok sorumlu ve iyi düşünülmüş bir temelde şekillendirmektedir.
Buradaki temel amaç, enerji akışlarını akılcı bir şekilde çeşitlendirmek ve bunların dengeli bir temelde uyumunu, güvenli ve istikrarlı bir şekilde iletilmesini sağlamaktır. Siyasi düzeyde ve uluslararası hukuk açısından enerji alanındaki iş birliğini, günümüz küresel kalkınma gereklerine ve karşılıklı yarar esasına göre kuruyoruz. Bununla bağlantılı olarak Türkmenistan, Birleşmiş Milletler çerçevesinde enerji güvenliği konusunda geniş kapsamlı çok taraflı görüşmeler başlatmış ve Genel Kurul tarafından ardı ardına kabul edilen birçok kararnamenin yazarı olmuştur. Bu türdeki ilk kararname 2008 yılında onaylanmıştır; o zamandan beri enerji güvenliği konusu enerji üreten, transit geçen ve tüketen ülkelerin çıkarlarının gözetilmesine dayalı yeni bir nitelik kazanmıştır.
Biz siyasi açıdan enerji akışlarının çeşitlendirilmesini ve güvenlik kurallarını uygulamada da hayata geçiriyoruz. Elbette bunu yaparken jeoekonomik durumları ve kalkınma eğilimlerini dikkate alıyoruz.
Örneğin, bir dönem doğal gaz ihracatının büyük bir kısmı Rusya’ya yönlendirilmişti, yani yılda 40 milyar metreküpe kadar gaz gönderiliyordu. Şu anda gazımızın ana tüketicisi Çin olup, miktarlar yaklaşık olarak aynı seviyededir. Ayrıca ülkemiz çeşitlendirme siyasetinden yola çıkarak, bölgede “swap” (takas) yoluyla İran’a da, Azerbaycan’a da, Kazakistan’a da, Özbekistan’a da ve ihtiyaç duyan diğer ülkelere de gaz iletebilir.
Şu anda ülkemiz dünyanın en büyük uluslararası projelerinden biri olan Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPI) doğal gaz boru hattını hayata geçirmektedir. Bugün TAPI’nin Afganistan topraklarındaki ilk aşamasının inşaatı sürdürülmektedir ki bu aşama “Arkadağ’ın Ak Yolu” (Arkadagyň ak ýoly) olarak adlandırılmaktadır. Bu proje uluslararası düzeyde destek görmektedir, Amerika Birleşik Devletleri tarafından da desteklenmektedir. Güney Asya devletlerinin artan enerji ihtiyaçlarını karşılamak açısından büyük potansiyele sahiptir; ayrıca Asya-Pasifik bölgesi ile Yakın ve Orta Doğu’nun büyüyen pazarlarına açılmak için iyi fırsatlar yaratmaktadır. TAPI projesi aynı zamanda siyasi istikrar, ekonomik refah ve yatırım cazibesi bakımından da büyük önem taşımaktadır.
TAPI projesinin ilgi duyan şirketlere açık olduğunu özellikle belirtmek isterim. Amerikalı ortaklarımızın da bu projeye katılım imkânlarını gerçekçi bir şekilde değerlendireceğini umuyoruz.
3. Trans-Hazar doğal gaz boru hattının geleceği nedir?
— Biz bu projeyi enerji akışını çeşitlendirmenin ve kıtada enerji güvenliğini sağlamanın önemli yollarından biri olarak görüyoruz. Türkmenistan buna ciddi, dikkatli ve olumlu bakmaktadır. Aynı zamanda uluslararası hukuk niteliğindeki meselelerin, özellikle Hazar Denizi tabanının sınırlandırılması (delimitasyon) meselesinin çözülmesi gerekmektedir. Bir süre önce bu konuyla ilgilenmek üzere Türkmen-Azerbaycan Çalışma Grubu oluşturuldu. Bu grubun çalışmalarının uygulamada iyi sonuçlar vereceğini umuyoruz.
4. Türkmenistan ile ABD arasındaki ticari ve ekonomik iş birliği konusuna değindiniz. Bu alandaki mevcut durum nasıldır?
— Amerika Birleşik Devletleri ile iş birliğimiz istikrarlı bir şekilde gelişmekte, karşılıklı yarar ve eşit haklar temelinde yürütülmektedir.
Uzun yıllar boyunca Amerikan şirketlerinin katılımıyla Türkmenistan’da toplam değeri yaklaşık 45 milyar ABD doları olan yüzlerce ekonomik proje hayata geçirilmiş ve geçirilmektedir.
Çok büyük Amerikan şirketleri uzun süredir Türkmen pazarında; yakıt-enerji kompleksi, ulaşım sistemi, elektrik enerjisi, yazılım, tarım, gıda sanayii ve diğer sektörler gibi önemli alanlarda başarıyla çalışmaktadır. Biz bu tür iş birliğini destekliyor ve buna en yüksek değeri veriyoruz; bundan sonra da teşvik etmeye ve desteklemeye devam edeceğiz. Bu şirketler arasında “John Deere”, “General Electric”, “Case”, “Boeing”, “Coca-Cola”, “Sikorsky”, “Caterpillar” gibi firmaları sayabilirim. Bunlar listedeki şirketlerin tamamı değildir.
2008 yılında bizim girişimimizle kurulan Türkmen-Amerikan İş Konseyi’nin önemli rolünü özellikle belirtmek isterim.
O günden bu yana geçen sürede konsey, ikili iş birliğinin önemli ve etkili bir mekanizmasına dönüştü. İki ülkenin iş dünyası yapıları arasında ilişkiler kurulmasında, geliştirilmesinde ve pekiştirilmesinde, iş birliğinin geleceği parlak alanlarının birlikte araştırılmasında büyük önem taşıdı. Ayrıca ülkemiz ekonomisinin çeşitli dallarında büyük projeleri hayata geçirmek için verimli bir platform haline geldi. İş Konseyi, iki ülkenin iş çevreleri arasında saygın bir itibar kazandı; görüş ve önerileri Türkmenistan ve ABD devlet kurumları tarafından dikkate alınmaktadır.
Aynı zamanda karşılıklı imkânların çok daha geniş bir şekilde kullanılabileceği aşikardır. Öncelikle Türkmenistan ekonomisinin çeşitlendirilmesi, yüksek teknolojili üretimlerin yaygınlaştırılması, büyük ulusal ve uluslararası altyapı projelerinin hayata geçirilmesi göz önünde bulundurulabilir.
Türkmenistan’da inovatif ve bilimsel temelli üretimlerin geliştirilmesine Amerikan yatırımlarının ve teknolojilerinin çekilmesi konusunda büyük fırsatlar görüyoruz. Ayrıca elektrik enerjisi, bilgisayar ve lojistik hizmetleri, eğitim ve personelin mesleki seviyesinin yükseltilmesi alanlarında da iyi olanaklar bulunduğunu görüyoruz.
5. Türkmen-Amerikan iş birliğinin başka hangi alanlarını gelecek vaat eden alanlar olarak görüyorsunuz?
— Kültür, bilim, eğitim, spor – kısacası tüm sosyal ve toplumsal alanlar. Bu konuda iyi ve faydalı bir iş birliği tecrübesi bulunmaktadır.
Burada ABD Dışişleri Bakanlığı programları kapsamında yürütülen projeler önemli bir yer tutmaktadır. Örnek olarak, 2001 yılından beri Türkmenistan’da aktif olarak yürütülen “Kültürel Mirasın Korunması için Büyükelçilik Fonu” (AFCP) programını gösterebiliriz. Bugüne kadar bu fon ülkemizde 30 projeyi desteklemiştir.
Türkmenistan’da İngilizceye büyük bir ilgi vardır. Bugün ülkemizdeki tüm genel eğitim okullarında İngilizce eğitimi verilmektedir. Dört yükseköğretim kurumunda dersler İngilizce olarak yürütülmektedir.
Yakın zamanda inşa edilen yeni “akıllı” Arkadağ şehrinde modern eğitim yöntemleri ve standartlarına göre eğitim verecek uzmanlaşmış bir İngilizce okulu açmayı planlıyoruz. Önemli bir nokta da şu: Eğitim süreci, ABD’nin en iyi üniversitelerinde, yani Harvard, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), Columbia Üniversitesi gibi okullarda eğitime devam etme imkânı sunmaya yönelik olacaktır. İşte burada Türkmenistan ve ABD’nin eğitim ve bilim camiasının mevcut çalışmaları için gerçekten geniş ufuklar açılmaktadır.
Kültür konusunda ise New York “Metropolitan” Müzesi ile iş birliği kurulmuştur. Bu iş birliğinin genişletilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Türkmenistan kadim ve çok zengin bir tarihe ve kültüre sahip bir ülkedir.
Buna karşılık bizde de Amerikan sinemasına, edebiyatına ve müziğine büyük ilgi vardır. Son yıllarda çeşitli eğitim programları uygulanmakta, profesör ziyaretleri, onların konferansları ve ustalık sınıfları düzenlenmekte; arkeoloji ekiplerinin ülkemize gelip kazı çalışmaları yapması sağlanmakta; ABD Dışişleri Bakanlığı programları çerçevesinde Amerikan müzik ve dans topluluklarının konserleri verilmekte; Amerikan filmlerinin geleneksel hale gelen yaz ve kış gösterimleri organize edilmektedir. Bu tür iş birliğini devam ettirmeye ve genişletmeye, ayrıca Türkmenistan kültürünü de ABD’de daha geniş kitlelere tanıtmaya hazırız.
6. Türkmenistan stratejik açıdan önemli bir bölgede yer alıyor. Bu durum ülkenize, onun dış siyasetinin ve ekonomisinin öncelikli yönlerine nasıl etki ediyor?
— Biz ülkemizin jeopolitik ve jeoekonomik konumunun tamamen farkındayız. Bu konum bize Avrupa ile Asya arasında birleştirici bir köprü olma, Hazar Denizi–Karadeniz’e, Akdeniz’e ve Yakın Doğu’ya açılma imkânı vermektedir.
İşte bu stratejik konum, Türkmenistan’ın uluslararası iş birliğine yönelik en üst düzeyde düşünülmüş ve dengeli yaklaşımını ve genel olarak dış siyaset vizyonumuzu belirlemektedir. Bu vizyonun temelinde ise kalıcı Tarafsızlık yatmaktadır.
Tarafsızlık kurallarına dayanarak, bölgede barışı sağlamak için önleyici çalışmalar yürütüyoruz, uluslararası alanda barış ve güven gündemini ileri sürüyoruz. Türkmenistan’ın girişimiyle 2025 yılı Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Barış ve Güven Yılı ilan edilmiştir. Bu, dünya siyasetinin önemli bir olayı haline gelmiştir. Aşkabat’ta düzenlenen büyük Uluslararası Forum, yılın en üst düzey ana etkinliği olmuş; foruma 66 devlet, 30 uluslararası kuruluş, 16 Cumhurbaşkanı ve Hükümet Başkanı katılmıştır. Türkmenistan, jeostratejik konumunu ve tarafsızlık statüsünü sadece yaratıcı ve yapıcı amaçlar için kullanmaktadır; yani istikrarı sağlamak, anlaşmazlıkları önlemek, ekonomik ve ticari ilişkileri teşvik etmek, Orta Asya ve Hazar bölgelerinin dünya ekonomik ve siyasi işlerine başarıyla entegre olmasını sağlamak amacıyla kullanmaktadır.
7. Florida eyaletinde gerçekleştirilen görüşmelerden ne gibi sonuçlar bekliyorsunuz?
— Buradaki varlığımızı, Florida eyaleti ile Türkmenistan arasında doğrudan ilişkiler kurmak, ortak çıkarlar doğrultusunda kullanılabilecek güçlü yönleri ve imkânları birleştirmek için kullanmak istiyoruz. Burada iş birliği, yatırım faaliyetleri ve ticaret alanında bazı anlaşmalara varmak söz konusudur.
Ayrıca Florida eyaletindeki spor tesislerinin inşası ve genel olarak spor faaliyetlerinin organizasyonu konusundaki tecrübeleri incelemek istiyoruz. Özellikle golf sporu üzerinde duruyoruz. Türkmenistan’da 2017 yılında sahalarıyla birlikte 70 hektardan fazla alan kaplayan ilk golf kulübü açıldı. 2022 yılında düzenlenen bir forum sırasında Türkmenistan Sanayiciler ve Girişimciler Birliği ile Amerikan şirketi “Nicklaus Companies” arasında Hazar Denizi kıyısındaki “Avaza” Milli Turizm Bölgesi’nde bir golf kulübü kurulmasına dair Mutabakat Zaptı imzalandı. Türkmenistan’da golfü geliştirme çalışmalarıyla ciddi şekilde ilgileniyoruz ve Amerika Birleşik Devletleri ile iş birliğine güveniyoruz. Bu durum genel olarak ülkemizin turizm sisteminin gelişimi için de geçerlidir. Florida bu alanda harika başarılara sahiptir. Karşılıklı yarara dayalı iş birliği kurma konusunda büyük umutlarımız var.
Bir diğer gelecek vaat eden alan ise atçılık sektörüdür. Türkmenistan meşhur Ahalteke atlarının vatanıdır. İnsan eliyle yetiştirilen ilk evcil at ırkının tarihi beş bin yıldan fazla bir geçmişe sahiptir. Günümüzde ülkemizde atçılığa özel bir önem verilmektedir. Florida eyaletinde de bu alanın yaygın olarak geliştiğini ve popüler olduğunu biliyoruz. Çabalarımızı, tecrübelerimizi ve bilgilerimizi birleştirmeyi teklif ediyoruz.
Sözlerimin sonunda bugünkü görüşme için size teşekkür ediyor ve Türkmenistan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ni bir dost ve güvenilir bir ortak olarak gördüğünü vurgulamak istiyorum.
Söyleşinin sonunda “Al-Arabiya” televizyonu gazetecisi Rizwan Khan, öncelikle söyleşinin aktif ve verimli bir ortamda geçtiğini belirterek, günümüz meseleleri hakkındaki görüşlerini dile getirdiği için Kahraman Arkadağımıza kalbi şükranlarını sundu.
Kahraman Arkadağımız, “Mahtumkulu Firaki’nin Akıl Hazinesi” (Pähim-paýhas ummany Magtymguly Pyragy) olarak ilan edilen bu yılda, ülkemizin Bağımsızlığının 35. yıl dönümü şerefine ve halkımızın milli gururu olan atlar onuruna geniş kapsamlı törenlerin düzenleneceğini belirterek; Rizwan Khan’ı ve “Al-Arabiya” televizyonunun yaratıcı ekibini ülkemizin hayatında önemli bir yere sahip olan bu törenlere davet ettiğini bildirdi.
Rizwan Khan, bu daveti kendilerine gösterilen yüksek bir saygı olarak kabul ettiğini vurgulayarak, Ahalteke atlarının asıl vatanı olan Türkmenistan’da düzenlenecek törenlere büyük bir hevesle katılacağını belirtti ve bunun için Kahraman Arkadağımıza teşekkürlerini sundu.
Kahraman Arkadağımız, dünyaca ünlü “Al-Arabiya” televizyonunun baş sunucusuna ve yaratıcı ekibinin üyelerine yürüttükleri çalışmalarda büyük başarılar diledi.
Keywords