
Ceyhun nehrinin kıyılarında, şanlı geçmişimize tanıklık eden birçok antik yapı ve kale bulunmaktadır. Bunlardan biri, Farap ilçesinin Hojakeneps köyünde yer alan Nargyz kalesi arkeolojik alanıdır.
IX–X yüzyıllarda saray olarak inşa edilmiş ve XIX. yüzyılın ortalarına kadar gelişmiştir. Kale çoğunlukla pişmemiş tuğladan yapılmış, üst kısmı ahşap kirişlerle güçlendirilmiştir. Arkeolog G. Gutlyyev bu alanda bilimsel çalışmalar yürütmüş ve kalenin erken orta çağlarda inşa edildiğini ve orta çağ sonuna kadar birkaç kez restore edildiğini belirtmiştir. Duvarlarda orta çağ yapı teknikleri kullanılmıştır.
Yapının kökeni hakkında halk arasında birçok efsane anlatılır. Birinde şöyle denir:
Eski zamanlarda bir ülkenin hükümdarı, komşu ülkenin hükümdarının kızına aşık olur. Ancak onu elde edemez. Nehir kıyısında oturan hükümdar: «Kızını vermezsen, işte bu benim sarayım» diyerek nehre set inşa eder. Alt akımdaki halk susuzluktan sıkıntı çeker. Hükümdar ilan eder: «Bu seti açan, servetimin yarısını alacak». Birçok cesur genç denese de başaramaz.
Bir gün, susuzluktan muzdarip bir fakir kız hükümdarın huzuruna gelir ve der ki:
— Ben bunu deneyeceğim.
Hükümdar şaşırır:
— Cesur gençlerin başaramadığı işi sen nasıl başaracaksın?
Kız, yardım edilirse başarabileceğine ikna eder. Ona gerekli her şey verilir. Kız, setlenen nehre ulaşmak için her adımda bir at bırakarak yol alır. Komşu ülkeye ulaştığında kurnazlıkla seti açar ve atlara sırayla binerek düşman ordularından kaçarak geri döner. Böylece kendi ülkesine su getirir.
Hükümdar vaat ettiği serveti vermek ister, ancak kız kabul etmez. Bunun üzerine hükümdar:
— Eğer serveti almazsan, senin için bir saray inşa edeceğim. Bu saray senin olsun, der.
O günden beri bu kale cesur kızın sarayı olarak günümüze kadar gelmiştir.
Günümüzde antik kale devlet tarafından korunmaktadır. Kazı çalışmaları geçmişin sırlarını keşfetmeye yardımcı olmaktadır. Bilimsel araştırmalar gelecekte de devam edecektir.
Keywords