
Van Andel Enstitüsü’nden bilim insanları, bağışıklık sisteminin kanserle etkili şekilde savaşmasını engelleyen bir molekül keşfettiler. Bu molekül, T hücrelerinin aktivitesini zayıflatan PTGIR adlı bir reseptördür. T hücreleri, bağışıklık yanıtında kritik rol oynayan hücrelerdir. Araştırma, Nature Immunology dergisinde yayımlandı.
T hücreleri, enfekte olmuş veya kötü huylu hücreleri tanıyıp yok etmekle görevli beyaz kan hücrelerinin bir çeşididir. Ancak tümörle uzun süreli mücadelede bu hücreler “yorulabilir” ve saldırı yeteneklerini kaybedebilir. Araştırmacılar, PTGIR’in bu yorgunluğa neden olduğunu buldular: PTGIR aktivitesi arttığında, T hücreleri tümöre karşı antitümör moleküller salgılamada zorlanır ve daha az etkili olur.
Daha önce bilinen immün kontrol noktaları protein-protein etkileşimlerine dayanırken, PTGIR bir lipid molekülü olan prostasiklin tarafından aktive edilir. Bu yağ benzeri sinyal, tümör ortamında sıkça aşırı bulunur ve PTGIR’in özellikle burada aktif olmasına neden olarak en çok engel olduğu yerdir.
Araştırmayı yöneten Russell Jones, PTGIR aktivasyonunun NRF2 adlı başka bir proteine bağlı olduğunu açıkladı. NRF2, bağışıklık sisteminin “freni” gibi çalışarak T hücrelerinin görevlerini tam olarak yerine getirmesine engel oluyor. Eğer bu mekanizma bloke edilebilirse, bağışıklık yanıtı “uyandırılabilir” ve tümöre yönlendirilebilir.
Makalede ilk yazarlardan Michael Dahabi’ye göre, PTGIR keşfi immünoterapi yaklaşımlarını değiştirebilir. Bu yol, mevcut tedavilere yanıt vermeyen hastalar için özellikle faydalı olabilir. PTGIR inhibitörleri yeni tip antitümör ilaçlar olarak ya da kombine tedavilerin parçası olarak kullanılabilir.
Bu çalışma, immün hücrelerin yorgunluğunu tersine çevirerek kanserle mücadelede etkinliğini artırma konusunda yeni fırsatlar sunuyor. Gelecekte yapılacak klinik deneyler, PTGIR inhibitörlerinin güvenliği ve etkinliğini değerlendirecektir.
Keywords